Bu roldeki sorumlu olduğunuz alanın en keyifli kısmı ile zor tarafı sizce nedir? Bence yöneticiliğin hangi kademesinde olursanız olun, yönetici olduktan sonra konu biraz yapılan işin branşından ayrılmaya başlıyor.
Hayatınızda rol modeli olarak aldığınız biri var mı? Hangi özellikleriyle sizin idolünüz?
Hayatımın yarısından fazlasında basketbol oynadığım için, çok küçük yaşlardan beri rol model olarak kendime Kobe Bryant’ı seçmiştim. Asla pes etmemesi, zorluklarla mücadele etme isteği ve bunların üstesinden gelmesi; kazanamayacak olsa bile son ana kadar denemesi; yeri geldiğinde takım arkadaşlarını da başarı için zorlaması (bazen bununla eleştirilse de), başarısızlıklarda sorumluluğu üstlenmesi ve ders çıkarması… Bunlar ve şu an aklıma gelmeyen birçok özelliği, benim de karakterimle örtüştüğü için rol modelim olmuştur. Son olarak Kobe’nin bir sözüyle bitireyim: “Beni bir ayıyla kavga ederken görürseniz, ayı için dua edin.”
Odağınız ve sorumluluğunuz insan oluyor. Bu da yaptığınız işi, hayatın ta kendisi hâline getiriyor. Hayatta da sürekli insan ve toplum olgularıyla mücadele ve uyum içindeyiz; aynı şey işimiz için de geçerli. Zor tarafı, şu anda farklı bir ülkede farklı bir kültürde olduğum için buradaki insanların hayata bakış açısının bizim kültürümüze göre çok farklı olması. Keyifli tarafı ise kurduğunuz her ilişkinin farklı bir deneyim ve çıkarım sunması. Özellikle Irak gibi bir yerde yaşıyorsanız konfor alanından uzak, dinamik, bazen anlaması zor, bazen ise oldukça rahat bir hayatınız olabiliyor. İş hayatıyla normal hayatın bu kadar örtüşmesi benim açımdan olumlu bir durum. Bu nedenle çalışmaktan çok, hayatın içinde aktif bir rol alıyormuş gibi hissediyorum. Burada en unutamadığınız anınızı paylaşmanızı istesek...
Hobileriniz arasında neler var? Uzun yıllar basketbol oynadığım için ilk sıraya basketbolu yazabilirim; fırsat buldukça basketbol
oynamaya çalışıyorum. Eşim Ebru ile yaptığımız, podcast tadındaki uzun sohbetler benim için artık bir hobi niteliğinde. Bunların dışında film izlemeyi ve müzik dinlemeyi çok severim. Geniş bir film ve küçük bir plak koleksiyonum da var. İlgi alanlarım arasında felsefe, psikoloji ve sanat tarihi bulunuyor; son birkaç yıldır bu alanlara daha çok merak sardım. Sanat eserlerini sergilendikleri yerlerde görmeye çalışıyorum. Bu da bir diğer hobim olan gezmeye teşvik ediyor beni. Mümkün olduğu kadar dünyayı gezip farklı yerleri ve kültürleri deneyimlemek istiyorum. Uzay ve astronomi de artık fazla zaman ayıramasam da amatör olarak takip ettiğim konular arasında. Son olarak karikatürleri çok seviyorum; özellikle uçak yolculuklarını çok keyifli hâle getiriyorlar.
Bu sorunun cevabı biraz uzun olacak; çünkü MSC bünyesinde unutamadığım birçok anı var. 2018 yılında, şu anda bulunduğum pozisyon için bir iç ilan açılmıştı. Herhangi bir beklentim olmadan, süreçle ilgili tecrübe kazanmak için bu ilana başvurmuştum. Mülakatta Barış Bey, sohbet ederken “ileride kendimi nerede gördüğümü” sormuştu. Ben de mülakattaki yöneticilerimizi ima ederek, “ileride o koltuklarda oturmak istediğimi” iletmiştim. Bu durum Barış Bey’in tebessüm etmesine neden olmuştu. Bu mülakattan tam beş yıl sonra Barış Bey ve Gonca Hanım ile İstanbul’da, “kendimi görmek istediğim” yer için görüşme yapıyorduk. Sonrası zaten malumunuz. Bir diğer anım ise 6 Şubat depreminde şirketimizin gösterdiği reaksiyon. İtalya’dan MSC Aurelia’nın gelişi… Gemiyi römorkörle karşılamaya gidenlerden biriydim. Çalışma arkadaşlarımızın gönüllü olarak rol alması ve yardıma ihtiyacı olan kişilere verdiğimiz destek unutulmazdı. Bugün hâlâ MSC Aurelia ile gelen ekiple görüşüyorum. Cephe arkadaşlığı gibi bir şey oldu diyebilirim. Son olarak, geçtiğimiz dönemlerde yaşadığım bir sağlık sorununda şirketimizin verdiği destek, hayatım boyunca unutmayacağım bir diğer konu.
42
43
Made with FlippingBook Digital Proposal Creator